İnsan Sevince

Serdar tarafından yazıldı..

Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz. Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında...
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişlerinizin sebebi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.
Göz yaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak...
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; "Ölmek var, dönmek yok"tur.
Lakin gün gelir anlarsınız içten içe bir şeyin kanadığını...

Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ışıtan o rüya,bir kabusa dönüşür birden...
Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... Hoyrattır, bakmaz yüzünüze...
Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden...
Sebebini arar arar durursunuz ki, aslında çok basittir.
Aşkınızda eksik olan cesaretinizdir. Hangi gül dayanabilir, susmuş bülbüle. Kırmızı rengini almaz mı öten bülbülden.
Ayrılırsanız yaşayamayacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz.
İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek, terk edersiniz...
"Madem öyle"nin çağı başlar ondan sonra...
Madem ki siz böylesine tutkunken, o kapatmıştır gönlünün kapılarını. Madem ki sevdiğinizi bilse de yetmemiştir duymak istemiştir...Kıymetinizi bilmemiştir, o halde günah sizden gitmiştir.
Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz. Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece...

Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre... Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz onu.. Yanında duran herkese, sizden çok gören cümlesine haykırırsınız sessizce.
Ama sonra... Ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da bir kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden...

Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu özlersiniz, türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, onunla konuşmayı gülmeyi. Eliyle uzattığı bir lokma ekmeği..

Karşı nehrin kıyısından hasret şiirler haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye...
Dönüp "Seni hâlâ seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden... Dönemezsiniz. Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz... Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu...

Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz.
Aşık olup da yürüyeni gördünüz mü hiç?

alıntı