ÖYKÜ

15 dakika vaktiğiniz olduğunda, okuduğunuza pişman olmayacağınız bir hikâye

ismet tarafından yazıldı..

Taşra âlemi... Yani İstanbul'un dışında geçen hayat, ne hoştur! Bunu ancak yaşayan bilir. Bir taraftan eşraf, ulemâ filan! Öbür taraftan memurlar, zâbitler, muallimler... Sonra kasabanın çift, çubuk sahibi yerli ahalisi... Her sınıfın, her zümrenin ayrı kahvesi, ayrı eğlencesi, ayrı zevki vardır. "Beynessınıf" (sınıflar arası) denilebilecek yegâne adam kazanın belediye doktorudur. O daima herkesle konuşur, düşer, kalkar. Muallimlerin, memurların, zâbitlerin oturdukları kahvelere girer. Eczane ise eşrafın kulübüdür. Büyük rütbeli memurlar da oraya uğrarlar. Avukat yazıhaneleri de bir dereceye kadar eczaneye benzer.

YANLIZ BALIKÇI

RUYA tarafından yazıldı..

ayacaksın, kabul et dostluğumu, bırak seninle geleyim. Hem bak, yaralıyım, bu halde denize geri dönersem ölüp giderim.” diye yalvarmış ama balıkçının aksiliği tutmuş ya bir kere, inatla “Hayır” demiş. Üstelik biraz da kabalaşarak, “Kendin gidiyor musun, yoksa ben mi atayım?” diyerek üzerine yürümüş. Deniz kızı bu laf üzerine, iri gözlerinden akan yaşlarla bir şey söylemeden bırakıvermiş kendini serin sulara… Ne var ki, uzaklaşamamış tekneden, son bir umutla, “İzin ver geleyim, yalnızlıktan kurtulur, dost sahibi olursun.” demiş. Balıkçı kızıp hiddetle, “Git başımdan, işim gücüm var, ben yalnızlığımdan memnunum” diye bağırarak sahile doğru yola koyulmuş. Yol boyunca başından geçen bu olayı ve deniz kızını düşünmüş. Hatta kulübesine geldiğinde bile kafasında aynı düşünce varmış. Düşünceleri zamanla pişmanlığa dönüşmüş ve geçen her saniyede pişmanlığı artmış. Bir ara, “Hay benim akılsız kafam, ne kadar aptallık ettim.

Bir Dans Tanrısının Şizofren Sayıklamaları: Nijinski Öyküleri

Tuna tarafından yazıldı..

Türkiye’nin en önemli sanat eleştirmenlerinden biri olan Ferit Edgü, son kitabında uzunca bir süre farkına varmadan takip ettiği bir dansçının hayatına götürüyor bizi.

1890 yılında Kiev’de Polonyalı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Vaslav Nijinski, gelmiş geçmiş en büyük bale sanatçısı olarak anılır. Geçirdiği ağır şizofreni nedeniyle sanatına ara vermek zorunda kalan Nijinski, 19 Ocak–4 Mart 1919 tarihleri arasında tedavi gördüğü İsviçre’nin Saint-Moritz kentinde günlüklerini kaleme almış.

intikam

Ö. Faruk tarafından yazıldı..

Aaron Hacker’in emlak bürosunun önünde New York plakalı kırmızı, spor bir araba durdu. Arabadan inen şişman adam, büroya doğru yürüdü. Sıcaktan ter, ince elbisesinin üstüne kadar çıkmıştı. 50 yaşında görünüyordu. Yüzü heyecandan kızarmış, fakat kısık gözlerindeki kararlı, donuk bakış değişmemişti. İçeriye girince başıyla Aaron’a selam verdi.

- ”Bay Hacker?” Aaron gülümseyerek,
- ”evet benim, sizin için ne yapabilirim. Bay..?”

Bu Belki Son Günündür...

ışık tarafından yazıldı..

Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı.