Çocuklar Travma Geçirirse

Melek tarafından yazıldı..

Çocuklar Travma Geçirirse

Genellikle “travmatik olay” kişilerin kendi hayatlarına ya da yakından tanıdıkları kişilerin hayatlarına karşı bir tehdit oluşturur. Bu tehdit ne kadar yakında ve ne kadar büyükse travmanın boyutu da  o kadar büyük olur.

Travmalar büyük ve küçük travmalar olarak ikiye ayrılır. Büyük travmalar; ani ölümler, doğal afetler, trafik kazaları gibi hayatı tehdit eden ve kişilerin hayatlarını bir anda değiştiren büyük olaylardır. Büyük travmaların bazıları insanlar tarafından meydana getirilmiş bazıları ise doğal sebepler sonucunda ortaya çıkmıştır.

Çocuğun hayatında beklenmeyen bir anda yaşanan sel, yangın, deprem gibi doğal afetler büyük bir korku, kaygı ve panik yaratarak çocuğun yaşantısını büyük ölçüde etkiler. Doğal afet gibi beklenmedik olaylar kişilerin doğaya karşı daima tetikte olmaları gibi sonuçlar doğurabilir. Buna rağmen suçlanan güç doğa olduğu ve doğal afetler toplumda birden çok kişiyi etkilediği için ortaya çıkan kızgınlık ve nefret paylaşılan duygulardır. Bu nedenle doğal afetler sonucundaki nefret ve öfkenin yoğunluğu, insanlar tarafından oluşturulan felaketlere oranla daha az olabilir.

Küçük travmalar ise psikolojik tehdit içeren olaylardır. Bunlar aşağılanma, terk edilme, başarısızlık, duygusal ihmal, ayrılma ve boşanma gibi olaylardır. Dışardan bakıldığında büyük travmalar kadar önemli gözükmeseler de olayı yaşayan kişi için önemlidir. Örneğin sınıfta kalmak ya da sevgili tarafından terk edilmek bir yetişkine çok önemli gözükmese de, bu olayları yaşayan çocuk ve gençlerin hayatlarında bir travmaya sebep olur.

Bu tip doğal ya da insanlar tarafından gerçekleştirilmiş felaketlerden sonra çocuk ya da gençlerde “Travma Sonrası Stres Bozukluğu” görülebilir.

Çocuk ve gençlerde Travma Sonrası Stres Bozukluğu tanısını arttıran üç risk faktörü vardır. Bu faktörler şunlardır:

Travmatik olayın şiddeti,

Ailenin travmatik olaya olan tepkisi,

Travmatik olaya olan fiziksel yakınlık.

Tahmin edileceği gibi şiddeti en yüksek travmalarda Travma Sonrası Stres Bozukluğu tanısı artmaktadır. Bunun yanında ailesinden yüksek oranda destek alabilen çocuk ve gençlerin bu tanıyı alma oranları daha düşüktür. Ayrıca travmatik olaya fiziksel yakınlık da bu tanının alınmasını artıran bir unsurdur.

Bunun yanında kişi geçmişinde  travmaya maruz kalmış ise bir sonra maruz kaldığı travma sonrasında Travma Sonrası Stres Bozukluğu tanısı alma olasılığı yükselir.

Çocuk ve Ergenlerde Travmanın Belirtileri
Travmatik yaşantılar çocukların gelişimini büyük ölçüde etkilemektedir. Travma ve sonrası yaşananlar çocuklarda sadece ruhsal gelişimi etkilemekle kalmaz, aynı zamanda çocukların bilişsel, sosyal ve kişilik gelişim alanlarında da geri kalmasına neden olur.

Klinik raporlar ilkokul çağı çocuklarının travmayı anımsatan ve sıkıntı veren anıları görsel olarak tekrar yaşamadıklarını göstermektedir. Çocuk ve ergenlerde, yetişkinlerde karşılaşılmayan zamanı karıştırma ve kehanette bulunma görülür. Çocuk ve ergenler travmayı anlatırken tarihleri karıştırabilirler. Ayrıca travmatik olaydan bazı sinyallerin var olduğuna inanırlar ve etrafı yeteri kadar iyi incelerlerse, gelecekteki kötü olayları bu sinyalleri fark ederek önleyebileceklerini düşünürler.

Okul çağı çocuklarında travmanın kendisini ya da değişik yönlerini konu alan oyunların tekrar tekrar oynanması ve travmanın çizimler ya da sözlerde yeniden canlandırılması görülür.

Travmaya tepki vermek ve travma sonrası davranışları değiştirmek çocuklara oranla daha çok ergenlerde görülür. Buna ek olarak ergenlerde dürtüsel ve agresif hareketler de daha çok görülür.

Travmatik Olaylar Sonucunda Çocuklarda Görülen Davranış Değişikliklerinin Bazıları
Uyku bozuklukları, kabuslar

Temel alışkanlık alanlarında farklılıklar, geriye dönüşler

Kıpır kıpır, huzursuz olma

Uykulu, donuk olma, yalnız kalma isteği

Her fırsatta ağlama

Tanıdığı nesnelere aşırı bağlanma

Değişikliklerle baş etmede zorlanma

Anne-babayla olan ilişkilerde farklılık, aşırı talepkar olma ya da tamamen içe kapanma

Kardeşlerle olan ilişkileri daha olumsuz olması, kaygıların artması

Travmatik olayla ilgili takıntılı düşünceler geliştirme, sürekli bu olay hakkında konuşma, bu olayla ilgili oyunlar oynama

Olayın tekrarlanacağı endişesi

Saldırganlık, öfke, suç içeren davranışlar

Okula devamsızlık ve okul başarısında düşüş

Dikkatte azalma/bozulma

Aktivitelere duyulan ilgisizlik

“Takmıyorum” şeklindeki tutum

Küçük olaylara aşırı tepki verme

Bu davranışların tek sorumlusu elbette travma değildir. Travma çok kuvvetli bir tetikleyicidir ve var olan zayıf olan noktaları bulabilir. Bu zayıf noktalar travmanın da etkisi ile kötüleşir ve problem alanları oluşturur.

Travma yaşamış çocuk ve ergenler genellikle sadece travma yaşadıkları için yardım istemezler. Yardım isteme nedenleri çoğunlukla problemli davranışlarıdır. Öncelikle problemli davranışların nedenlerini araştırmak gerekmektedir. Problemli davranış travma sonrasında oluşmuş hassas bir noktaya dokunulduğu için gösterilen aşırı bir tepki midir?

Bu problemli davranış ne sıklıkla tekrar eder ve tekrar etme nedeni hassas noktalara dokunulduğu için midir? Eğer böyle bir durum varsa bu durumun da araştırılması gerekir.

Travmanın sonunda çocuklar kendileri ve dünya ile ilgili bazı çıkarımlar yaparak olumsuz inanışlar oluştururlar. Bu inanışlara örnek olarak şunları verebiliriz.

Suçluyum

Kötü bir insanım, her şeye ben sebep oldum

Dikkatsizim

Güvende değilim

Normal değilim

Sevilmiyorum, kimse beni sevmiyor vb…

Çocukların bu algıları zaman içinde onların davranışlarını da etkileyecektir. Örneğin kimsenin onu sevmediğini düşünen çocuk içine kapanabilir ya da öfke patlamaları yaşayabilir. Çocuğun oluşturduğu bu algılarda ve bu algıların yerine sağlıklı ve pozitif algılar geliştirmesinde yetişkinlerin rolü büyüktür. Yetişkinler çocuklar ile açık açık konuşmalı, olan olayın nedenlerini anlatmalı, durumu normalize etmeli ve sevgilerini gösterip çocuğun güvende hissetmesine yardımcı olmalıdır.

Travmadan sonra doğal olarak çocuk ve gençlerde davranış değişiklikleri görülmektedir. Görülen bu değişikliklerin azalmaması ve altı ayı aşkın bir süredir devam etmesi halinde, çocuk, daha detaylı bir inceleme yapılması ve yardım alması için bir uzmana yönlendirilmelidir.

Aile İle Çalışma ve Ailenin Bilgilendirilmesi
Psikolojik ya da fiziksel tehdit yaşayan çocukların hayata karşı güven duyguları azalır. Bu durumda anne-babalara ve ailenin diğer büyüklerine önemli bir iş düşmektedir. Çocuklarla yaşanmış travmatik olay hakkında onların anlayabileceği bir dilde bilgi verilmelidir. Verilen bilgiler doğru bilgiler olmalı ve çocuğun soruları olabildiğince açık ve net cevaplandırılmalıdır.

Bazen anne-babalar travmatik bir olay yaşandığında konunun üzerini kapatmayı tercih ederler. Travmatik olayları konuşmak anne-babalar için kolay değildir çünkü onların duyguları ve sinirleri de hırpalanmıştır. Bu gibi durumlarda olay geçiştirilir ve sanki hiç yaşanmamış ya da önemsenmemiş gibi hakkında konuşulmaz.

Böyle durumlar çocuklar için iki sonuç yaratır. Çocuklar olayın anne-babalarını bile çok korkuttuğunu, o yüzden konuşulmadığını düşünür ve olayı olduğundan da daha kötü zannedebilirler. Bir diğer sonuç ise çocukların kendi hayal dünyalarında olayın sebeplerini oluşturmalarıdır.Küçük yaşlarda egosantrik olan çocuklar kendilerini suçlamaya meyillidirler.

Bir örnek vermek gerekirse, babanın anneye şiddet uyguladığı bir ailede şöyle bir seneryo gelişmiş olabilir. Çocuk sütünü dökmüştür, anne dikkat etsene diye kızınca, baba sesini yükselttiği için anneye kızmış ve kavga büyümüş olabilir. Şiddeti gören çocuk kendisini suçlayabilir ve sütü dökmeseydi babasının annesine vurmayacağını düşünebilir. Bu yüzden durum çocuğa açık açık anlatılmalı ve kendisini suçlamasına imkan verilmemelidir. Ailelere şu önerilerde bulunulabilir.

Çocuğunuza yaşanan olay ile ilgili doğru ve detaylı bilgi verin. Bu bilgilerin yaşına uygun olmasına özen gösterin. Sorduğu soruları içtenlikle ve dürüstlükle cevaplayın.

Duygularınızı çocuğun yanında ifade edin. Çocuk sizi olay ile ilgili üzgün ve ağlıyor görebilir. Böyle durumlarda duygularınızı onunla paylaşın. Aynı zamanda sizin için endişelenmesine engel olun. “Evet ben de çok üzgünüm ama merak etme gün geçtikçe daha iyi hissedeceğim, benim için endişelenmene gerek yok” gibi sözler onu rahatlatacaktır.

Sen güçlüsün, halledersin, üzülmezsin” gibi şeyler söylemeyin. Duygularını ifade etmesine, üzgün olduğunu göstermesine izin verin.

Yas sü

reci hakkında çocuğunuzu bilgilendirin, hissettiği ya da hissedeceği duyguları anlatın. Bu duygu ve davranışların normal olduğunu belirtin.

Çocuğun duygularını dışa vurmasına yardımcı olun; resim, oyun, tiyatro gibi aktivitelerle bu duyguları anlatmasına ortam sağlayın.

Bol bol onu sevdiğinizi söyleyin. Her şeyden çok bunu duymaya ihtiyacı vardır.

Rutinlerinize en kısa zamanda geri dönün. Belirli işleri belirli zamanda yapın. Neyin ne zaman ve nasıl yapılacağını çocuğunuza anlatın. Bu onun güven duygusunu arttıracaktır.

Normal hayatına en kısa zamanda geri dönmesine yardımcı olun. Okula gidiyorsa okuluna devam etmesi, sosyal aktivitelerine devam etmesi, ona sorumluluklar verilmesi travmanın etkilerini azaltacaktır.

ALINTI