Osmanlı´daki düğün rütielleri

Kraliyet düğünlerini seviyoruz. Dev gibi kilisenin düğün için nasıl hazırlanacağını, yolların nasıl kapanacağının günler öncesinden planlanmasını, bütçenin çıkmasını, gelinliğin kim tarafından dikileceğini, duvağının ya da kuyruğunun kaç metre olacağının, gelin çiçeğinin nasıl tasarlanacağını, düğüne kimlerin katılacağını sanki çok yakın bir akrabamız evleniyormuş gibi yakından takip ediyoruz. Bunu sadece biz yapmıyoruz belli ki...



Aynı anda iki milyar kişi televizyonları başında genç gelin ve damatları rahibin karşısına ilerlerken izlemeye bayılıyor. Kimi kendini onların yerine koyuyor, kimi ne olursa olsun bugünkü dünya düzeninde geleneklere böylesine sahip çıkılmasını takdirle karşılıyor, kimi düşlerindeki masal gerçekleşmiş gibi hissediyor, kimi harcanan paraları eleştiriyor, kimi de bunun son derece normal olduğunu savunuyor.

Genç kızlar evlenecek müstakbel prenses gibi giyinmek, saçını onun gibi kestirmekle uğraşırken genç beyler, bu prens damatların maddi güvencelerinden belki biraz rahatsız, “krallar” gibi yaşayacak olmalarına gıpta ile bakmakla meşguller. Öyle ya da böyle, bu iş müthiş bir halkla ilişkiler projesi. Öncelikli olan da gençlerin o kutsal yolda yürürken nasıl göründükleri, ne giydikler, ne dedikleri...

Örneğin, 1981 yılında Prens Charles’la evlenen Lady Diana Spencer evlendiğinde düğünleri TRT ekranlarından canlı ve siyah beyaz yayınlandığında yer yerinden oynamıştı. Lady Diana’nın Elizabeth&David Emanuel tarafından dikilmiş, antik dantellerle süslenmiş tafta gelinliği uzun yıllar genç kızlara ilham kaynağı oldu. 13 Mart 2009’da İspanya prensesi Letizia, İspanya prensi Felipe’yle evlenirken gelinin elbisesi Manuel Portogez imzasını taşıyordu. Ardından gelen neredeyse tüm gelinler bu hafif muhafazakar ve zarif gelinliği kendilerine model aldılar. Yabancı ülkeleri gezerken en çok görmek istediğimiz yerler, hep
saraylar oldu.

Sultanın çeyizi evlenmeden sarayda sergilenirdi

Beğenelim ya da beğenmeyelim, bizim toplumumuzun bu süs püsle bu kadar yakından ilgilenmesinin temelinde törensel bir toplum olmamız yatıyor. Törenleri, düzeni, kalıcılığı ve anmayı, hatırlamayı ve hatırlanmayı seviyoruz. Doğumlar, sünnetler, evlilikler ve ölümler; insanların bir araya geldiği ve hepsi de farklı ritüllere bağlı kalarak farklı davranış biçimleri sergilediği zamanlar... Batı’nın kendine has tavır ve tarzı, bize kültür olarak uzak; ama ilgi alanı olarak yakın olmasıyla her zaman dikkatimizi çekmeye yetiyor.

Kraliyet düğünlerini seviyoruz; çünkü saraylarda yapılan düğünlere alışık bir toplumuz. Osmanlıda da durum değişik değil. Tören alanları, düğün alayları, günlerce süren eğlenceler, sokak gösterileri, fener alayları, halkın saraya kendini daha yakın hissettiği; o hem çok yakın hem de çok uzak bulduğu insanların yaşamına biraz daha vakıf olabildiği nadir güzel ve özel zamanlar olarak dönem içindeki yerini almıştır. Osmanlı sanatının tüm haşmetine rağmen, düğünlerdeki giyim kuşam; o dönemde genç kızların simli, süslü giyinmesi çok hoş karşılanmadığı için giyim, yaşı ileri hanımlar ve özellikle gelinler için daha önemli olmuştur.

Gelin olan sultanlar, Osmanlı sarayına ait kırmızı bir ipekten cibinlik içinde arabaya binerdi. Önünde kendine eşlik eden devlet erkanından önemli kişiler olurdu. Sultanın çeyizi, evlenmeden önce sarayda sergilenir, bu süre içinde dönemin sadrazamı ve diğer devlet adamları bu çeyize kendi düğün hediyelerini de eklerlerdi. Çeyiz, düğün alayıyla damadın konağına götürülürdü. Sultan, kocasının konağına geldiği zaman orada eşi ile kızlar ağası tarafından karşılanır ve hareme götürülürdü.

Törenden görevli darüssaade ağası adı verilen kişi, padişah adına damada samur bir kürk giydirir ve paşayı sultana takdim ettikten sonra çekilir, damat da davetlilerin her birine birer hediye verirdi. Gelin ve damat yatsı namazından sonra yalnız kalırlar, balayına çıkmazlar, damat paşanın görevi neredeyse orada yaşamaya başlarlardı. Nerede yaşayacakları, kaç çocuklarının olacağı, tahta kimin geçeceği, kısacası kimin “güç”lü olacağı asıl merak konusuydu her zaman.

28 Nisan’da İngiltere’de yapılan düğün, bu ilgi ve merakın zirve noktası oldu. William ve Kate’in haşmetli ve pırıltılı düğün töreninde, saltanatta başlar bağlanırken, onlar muratlarına erdiler; tüm dünya kerevetine çıktı.

Bingo sites http://gbetting.co.uk/bingo with sign up bonuses